Pazar, Aralık 7, 2025
Ana SayfaYAŞAMAçık hava müzesi Edirne 

Açık hava müzesi Edirne 

Asırlar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Edirne, mutlaka görülmesi gereken kentler listesinin başında yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentliğini de yapan bu kadim şehir, eşsiz eserleri içinde barındırırken gezenleri kendine hayran bırakıyor. Edirne’nin damak çatlatan lezzeti tava ciğerini tatmak için gezginlerin de uğrak yeri olan bu kenti rotanıza ekleyin… 

Osmanlı İmparatorluğu’na 90 yıl başkentlik yapmış olan Edirne, görkemli camileri, gösterişli kervansarayları, boylu boyunca uzanan köprüleri, doğası, dokusu ve sıcak insanları ile ülkemizin en güzel şehirlerden biri. Avrupa’nın geçiş kapısı Edirne, Arda, Meriç ve Tunca nehirlerinin yanı başında bulunuyor ve muhteşem doğa güzellikleri ile kendine hayran bırakıyor. Ziyaret edenin bir daha gelmek istediği kadim şehir Edirne, ister günübirlik ister hafta sonu gezisi yapılacak çok özel bir rota. Özellikle de İstanbul’a yakın gidilecek yerler arasında en üst sıralarda.  

Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii ve Külliyesi 

Kentteki ilk durağımız Edirne’nin her yerinden tüm ihtişamı ile görülebilen, dört zarif minaresi, muhteşem kubbesi ile eşsiz bir yapıl olan Selimiye Camii. Dünya tarihinin ünlü mimarlarından birisi olan Mimar Sinan’ın ustalık eseri. Yapımına 2. Selim’in emri ile 1568’de başlanan caminin inşası binlerce kişinin yoğun çalışması ile yedi yıl sürerek 1575’de tamamlanmış. Osmanlı- Türk mimarisinin en önemli eseri. 

İlk olarak anıtsal görünümü ile dikkat çeken Selimiye Camii’nin dört köşesinde yer alan, her biri üç şerefeli minareleri, dünyanın görkemli örnekleri arasında gösteriliyor. Minarelerin mimari açıdan dikkat çekici yönleri, mümkün olabilecek en ince şekilde tasarlarmaları ve her birinde birbirleriyle çakışmadan ayrı ayrı şerefelere ulaşan üçer merdivenin bulunması. Dış görünüşüyle de hayranlık uyandıran ancak asıl olarak caminin içine girince görkemi hissedilen kubbesi ise muhteşem. Caminin görkemli mimarisi, içeri de süslemlelerin oluşturduğu görsel şölenle devam ediyor. Minber ve mihrabı mermer işçiliğinin şaheserleri arasında gösteriliyor. Caminin iznik’te imal edilmiş çini süslemeleri de takdire şayan. Bu süslemelerde 101 farklı lale deseni kullanılmış. Aynı zamanda bir külliyenin de merkezini oluşturan camiyi üç taraftan çevreleyen dış avlusunda Darül Sıbyan, Darül Kurra, Darül Hadis medreseleri ile Muvakkithane ve Kütüphane bulunuyor. ‘Darül Kurra medresesi’ adını taşıyan Selimiye Vakfı Müzesi’nde çeşitli objeler sergileniyor. 

Alışveriş için Selimiye Arastası 

Selimiye Camii’nin batı kenarını boydan boya kaplayan ‘Arasta’ camiine gelir sağlamak ve cami platformunu istinat duvarıyla desteklemek amacıyla yapılmış. Arasta’nın tasarımı Mimar Sinan’a ait. Mimar Sinan istinat duvarını tek sıra dükkan olarak yapmış. Daha sonra 3. Murad zamanında Mimar Davut Ağa tarafından bu dükkanların karşısına yine dükkanlar eklenmiş ve arasta bugünkü şeklini almış. Benim gibi Selimiye Camii’ni ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin tercih ettiği bir alışveriş noktası olan Selimiye Arastası, 124 dükkan bulunuyor. Çarşının tam orta kısmında dua kubbesi adında bir bölüm var. 

Gün batımı Meriç Köprüsü’nde izlenir 

Güneş batımının izlendiği en iyi yer olarak ziyaretçilerin akınına uğrayan Meriç Köprüsü, benimde dikkatimi çekiyor. Hemen soluğu Mecidiye Köprüsü ya da diğer adıyla Meriç Köprüsü’nde alıyorum. Edirne- Karaağaç yolunda, Meriç Nehri’nin üzerine yapılmış köprü, 1842’de Sultan Abdülmecit zamanında yapımına başlanmış 1847’de bitirilmiş. Köprü 263 metre uzunluğunda 7 metre genişliğinde, 13 ayak üzerinde oturtulmuş. Ortasındaki yazıtlı köşkü mermerden yapılmış. Köprünün seyir terasında Türkiye’nin en batısında bulunan bu yerde, güneşin batışını fotoğraflamayı unutmayın. 

Bol ödüllü 2. Beyazıd Külliyesi – Sağlık Müzesi 

Tunca Nehri’nin kıyısının hemen yanında bulunan 2. Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi, şehre geldiğinizde mutlaka uğramanız gereken muhteşem bir mimari yapı. Sultan 2. Beyazıt’ın emriyle yapılan külliye, Darüşifahane olarak 1488’den 1896’ya kadar hastalara hizmet etmiş. 1914’te de koşulların kötü olması sebebiyle tamamen kapatılmış. 1997 yılında Trakya Üniversitesi tarafından müze olarak kullanılan külliye, o döneme ışık tutuyor. Gerçek anlamda tıp tarihimizi günümüze taşıyan ve pek çok kuruluş tarafından ödül olan müzeyi gezerken kendinizi kaybedeceksiniz. 

Edirne Müzesi’ni ziyaret edin  

Şehir merkezine yürüme mesafesinde yer alan Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, birçok medeniyete ev sahipliği yapan kenti daha yakından tanıma fırsatı veriyor. İki bölüm ve bahçe sergilemelerinden oluşan ilave bir bölüme sahip olan müze 1971 yılında yeni yerine taşınmış. Müze Selimiye Camii doğu kapısının 50 metre uzağında, Osmanlı dönemi mezar taşlarının sergilendiği alanın hemen yanında yer alıyor. Müzenin bahçesinde giriş kısmında Enez’den gelen tapınağa ait Aiol sütun başlıkları dikkat çekiyor. Balkanlara has yöresel kıyafetler, hat sanatının değişik örnekleri, halı, kilimler, Edirne gelin odası, oturma odasının temsil edildiği etnografya salonunda ayrıca. Atatürk’ün Edirne’ye geldiği seyahat sırasında kullandığı bazı özel eşyaları da sergileniyor. Arkeoloji bölümünde ise mermer heykeller ve steller arasında Trak süvarisi tasvirli mezar stelleri müzede yer alıyor. 

Tarihi camiler göz kamaştırıyor

Her adımınızda muhteşem yapılarla karşılaşıyorsunuz Edirne’de. 1414’de inşa edilen Eski Camii, Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Emir Süleyman’ın isteği üzerine yapılmış. Dokuz kubbeye sahip olan camii döneminde önemli törenlere ev sahipliği yapmış. Selimiye Camii ile komşu olan bu cami hat sanatının müthiş örneklerini barındırıyor. 1447’de yapımı tamamlanan Üç Şerefeli Camii ise adını minarelerinden alıyor. Mimar Sinan’a ilham olan bu cami Osmanlı İmparatorluğu’nun en uzun minaresini de bünyesinde barındırmasından ötürü tarihte oldukça önemli bir yere sahip. 

Felçli Mimar diye bilinen Mimar Muslihiddin’in eseri olan bu yapının adı Evliya Çelebi’nin ünlü Seyahatname kitabında da geçiyor. Osmanlı’nın genellikle kare yapıdaki camilerinin aksine dikdörtgen biçiminde olan bu cami ilk bakışta bir Selçuklu camisi izlenimini de uyandırıyor. Muradiye Camii, Küçükpazar semtinde Sarayiçi’ne egemen bir tepeye 2. Murat tarafından yaptırılmış. 15. yüzyıl Osmanlı sanatının en önemli yapıtlarından  olan cami, dış görünüşünün yanı sıra iç süslemesi yönünden de mihrap ve duvarları kaplayan çiniler, Türk çini sanatının en güzel örneklerinden. 

Bedesten Çarşısı ve Rüstem Paşa Kervansarayı 

Osmanlı’da alışveriş ve ticaretin merkezi olan bedestenlerin en güzel örneklerinden biri Edirne’de yer alıyor. Eski Cami’ye vakıf olarak yaptırılan Bedesten Çarşısı, 14 kubbeli bir yapı. Burada öyle mücevherler satılıyormuş ki Evliya Çelebi, ‘Edirne Bedesteni için bedestendeki elmas ve takıların birkaç Mısır hazinesi değerindedir’ demiştir. Günümüzde çarşı olarak hizmet veren yapı, alışveriş için benim de tercih ettiğim yer oldu. 

Alışveriş sonrası Eski Cami ve Bedesten çarşısının arkasında yer alan Rüstem Paşa Kervansarayı’nı ziyaret ediyorum. Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait bir eser. Aynı zamanda Rüstem Paşa Kervansaray’ı Selimiye Camii’nden sonra turistlerin en çok ziyaret ettiği tarihi yapı. 

Mimar Sinan imzası taşıyan dönemin sadrazamı Rüstem Paşa adına yapılmış. 1972’de restore edilen yapı günümüzde otel olarak kullanılıyor. 

Edirne Sarayı ören yeri oluyor

Yine Tunca nehri kenarında bulunan ve eski adıyla Saray-ı Cedid-i Amire olan Edirne Sarayı, Topkapı Sarayı’nın ardından bilinen en büyük ikinci saray. 1. Murat döneminde başlanan ve büyük kısmı Fatih Sultan Mehmet zamanında Mimar Şahabettin’e yaptırılan saray, 19. yüzyıla dek pek çok Osmanlı padişahı tarafından kullanılmış. Saraydan günümüze az sayıda kalıntı kalmış. 1878 senesindeki 93 harbi’nde Ruslar’ın Edirne’yi işgal ettiği sırada ellerine geçmesin diye patlatıldığı için sarayın neredeyse tümü yok olmuş. ‘Bab-Üs Saadet’ yani ‘saadet kapısı’ anlamına gelen sarayın giriş kapısı günümüze dek gelen yapılardan. Trakya Üniversitesi ve Edirne Müzesi işbirliğindegerçekleşen kazı çalışmaları ile sarayın 

toprak altında kalan bazı kısımları gün yüzüne çıkarılmaya devam ediyor. Adalet Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Matbah-ı Amire (saray mutfağı) gibi bölümlerin bulunduğu saray ören yeri olarak ziyarete açılması da planlanıyor. 

Kutsal mekanlar restore edildi 

Yine şehir merkezinde yer alan Büyük Sinagog gezilecek güzergahlar arasında. Gerçek bir hoşgörü şehri olan Edirne’de farklı inançlara ait birçok ibadethane görmemiz mümkün. İspanya’dan kaçan Sefarad Yahudileri, Osmanlı İmparatorluğu’nun daveti üzerine Edirne’ye yerleşmişler. Padişahın emri ile yaptırılan sinagog için payitahta teşekkür mahiyetinde ‘Anoten duası’  500 yıl boyunca padişahların adlarına da yer vererek okunmuş. Büyük bir bölümü tahrip olmuş bir şekildeyken 2014 yılında sonlandırılan restorasyon çalışmaları ile sinagog yeniden ibadete açılmış. Avrupa’nın en büyük sinagogu olma özelliğini taşıyan bu yapı şehirde mutlaka görülmesi gereken tarihi yapılar arasında yer alıyor. Edirne’deki çok kültürlü yaşamı yansıtan bir diğer yapı da Kıyık’ta bulunan Sweti George Bulgar Kilisesi. Roma İmparatoru tarafından 

Hristiyanlığı yaymaya çalıştığı gerekçesiyle cezalandırılan Sweti George’un anısını yaşatmak adına 2. Abdülhamit tarafından yaptırılan kilise aynı zamanda Bulgar Kilisesi olarak da biliniyor. 

Kırkpınar Er Meydanı 

Başlangıcı Edirne’nin fetih tarihi olan 1361 yılı olarak kabul edilen yani altı asır önceye dayanan Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, yüzyıllarca kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan büyük bir spor ve kültür etkinliği. Edirne Sarayiçi olarak bilinen noktada yer alan Kırkpınar Yağlı Güreşleri Er Meydanı’nda, her yıl temmuz ayının başında güreş müsabakaları gerçekleşiyor. Meydana girişte efsane güreşçilerin heykelleri var. Edirne’ye gidince mutlaka görülmesi gereken bir yer. Etkileyici bu yerin etrafında tur atmadan da dönmeyin.

Kakava Şenlikleri – Hıdırellez 

Trakya’da bir bahar geleneği olan Kakava Şenlikleri, her yılın 5-6 Mayıs tarihleri arasında düzenleniyor. Bereketin artması, güzelliklerin paylaşılması isteğini simgeleyen Kakava Ateşi’nin yakılması Kırkpınar güreşlerinin de yapıldığı Sarayiçi’nde 5 Mayıs’ta gerçekleştiriliyor. Arınma ve doğanın uyanışını selamlama amaçlı ‘Bahara Giriş’ ritüeli ise 6 Mayıs sabahı saat 6’da Tunca nehri kıyısında oluyor. Binlerce kişinin katılımıyla coşku içinde kutlanan şenlikler için özel turlarda düzenleniyor. Seyahatinizi bu tarihlere de denk getirebilirsiniz. 

Enfes lezzet tava ciğer 

Edirne’nin tarihi güzelliklerini görmenin yanı sıra yemeklerini de denemek için de günübirlik geziler düzenleniyor. Ciğer denince akla gelen ilk il tartışmasız Edirne. İnce ince dilimlenmiş ciğerlerin un ve yağ ile buluşması ile ortaya çıkan muhteşem bir lezzet. Tava ciğeri kadar bilinmese de ciğer sarmayı bir kez yiyen bir daha yemek istiyor. Ciğer zarı kuş üzümü, dolmalık fıstık, soğan ve pirinçle dolduruluyor ve ardından fırına veriliyor. Elbasan tava, bir diğer et yemeği. Kuzu eti, soğan, sarımsak ve yoğurdun ana malzeme olarak kullanıldığı yemek, lezzetli olduğu kadar sağlıklı da. Zirva ise meyve ve etin bir arada olduğu enfes bir tat. Zerde, Cevizli oturtma, akıtma gibi lezzetleri tatmak için hemen Edirne seyahat planı yapın derim. 

Sevdiklerinize hediye alın 

Kente geldiğinizde sevdiklerinize hediye almak için çok fazla seçeneğiniz var. Lezzet düşkünleri için alınacakların başında Edirne Kurabiyesini söyleyebilirim. Edirne Kurabiyesi Selimiye Arastası, Bedesten gibi hediyelik ürünlerin çok bulunduğu yerlerde en fazla rağbet gören ürünler arasında yer alıyor. Yine başka bir seçenek badem ezmesi. Osmanlı saraylarından kalan tarihi tatlılardan biri badem ezmesi. Ayıklanmış bademlerin ezilerek yoğurulup ve şekillendirilmesi ile yapılan bir tat. Edirne’nin beyaz peyniri de meşhur. Yine burada ortaya çıktığı bilinen kokulu meyve sabunu üreticiliği değerli hediyeler arasına giriyor. 

Kentte süpürgecilik hediyelik eşya pazarına yönelik bir el sanatı olarak varlığını sürdürüyor. Edirnekari yani Edirne işinden yapılan değerli eşya kutuları alabilirsiniz. Gezginler için gezilecek yerler listesine şu noktalarda ilave edilebilir tabi. Ali Paşa Çarşısı, Lozan Anıtı, Hafızağa Konağı, Ainos Antik Kenti, Karaağaç Tren Garı, Karaağaç Mahallesi, Enez Kalesi, Enez Sahili, Yayla Sahili, Erikli Plajı, Gazi Mihal Köprüsü, 4. Mehmet Av Köşkü, İbrice Koyu, Saroz İbrice Limanı, Hıdırlık Tabyası, Saraçlar Caddesi, Makedonya Kulesi, Beyazıd Köprüsü, Balkan Şehitliği, Balkan Savaşı Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi. 

İLGİLİ HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

ÇOK OKUNAN HABERLER